Yurtdışı Borçlanma

Almanya ve (ikili anlaşma yapılan ülkelerde) çalışanların Yurtdışı borçlanmaları, Türkiye’de ki emeklilik durumları ile prim borçları

Yurtdışında bulunan vatandaşlarımız ile Türkiye Sosyal Güvenlik Kurumu arasında çeşitli ihtilaflar yaşanmaktadır.

Bu ihtilafların temel nedeni ise, Türkiye’nin önceden uluslararası sözleşmeleri dikkate almaksızın, sadece Sosyal Güvenlik Yasasını kendisine dayanak almasından kaynaklanmaktadır. Kurum, bu yasa çerçevesinde hareket etmektedir. Oysa Yargıtay, konuyu tüm hukuksal mevzuatı gözeterek, özellikle Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki ikili anlaşmaları dikkate alarak ve genellikle emeklilik başvurusunda bulunan davacılar lehine çözmektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu ile yaşanan bu tür ihtilaflar 3 ana gruba ayrılabilir;

1- Sigortalılık Süresinin Tespit Edilmesi Sorunu;

Sigortalılık süresinin tespiti için en önemli nokta sigortalılık başlangıç tarihinin tespitidir. Sigortalılık başlangıcının tarihi ne kadar eski olursa, o kadar erken emekli olabilmek mümkündür. Ancak emeklilik tahsisi talebinde, SGK, talepte bulunanın sigortalılık başlangıç tarihini, 5510 sayılı yasa dikkate alarak hesap etmekte ancak ikili anlaşmaları dikkate almamaktadır. Türkiye Belçika Sosyal Güvenlik Anlaşması’nın 28. maddesi sigortalılık başlangıç tarihini, 5510 sayılı yasadan farklı olarak, ‘’bir yaşlılık sigortasına tabi olmuş ise, bu sigortaya tabi tutulduğu ilk gün...’’ olarak belirlemiştir. Bu hususta da Yüksek Yargı Kararları bulunmaktadır.

Bu farklılık başvuranın emekli olabilme tarihinde yaşa, sigortalılık başlangıç tarihine, sigorta kapsamına göre 10-15 seneye kadar farklar yaratabilmektedir.

Bir küçük örnekle durumu anlatmaya çalışalım;

08.11.1965 doğumlu M.A. emekli olmak için SGK ya başvursaydı ona, 25 yıl 53 yaş 5600 gün şartını uygulayacaklar ve 53 yaşını doldurmasını bekleyecek idi. Buna göre ancak 08.11.2018 yılında emekli olup maaşını alabilecektir. Oysa bu kişi dava açmış olsaydı, Belçika’da sigortalılığın başlatıldığını varsaydığımız yaş olan 18 yaş esas (08.11.1983) alınacak ve 08.11.2008 yılında emekli olabilecekti. Dava sonucu kazanılan değer yaklaşık 10 yıl x 12 ay = 120 ay dır.

2- Tahsis İşlemlerinin 4/1-A(SSK) veya 4/1-b(BAĞKUR) Üzerinde mi Hesap Edileceği Sorunu;

Emeklilik tahsis talebinde bulunduğu sırada ve öncesinde Türkiye’de çalışması bulunmayan kişilerin prim hesabı 5510 S.Y.’nın 4/1-b yani bağkur üzerinden hesap edilmektedir. Bu durum SSK yani aynı yasanın 4/1-A maddesi üzerinden yapılan hesaba göre ciddi farklılıklar arz etmektedir. Bu nedenle yurt dışından kesin dönüş yaptıktan sonra fakat emeklilik tahsis talep dilekçesini SGK’ya vermeden evvel çalışma durumlarını yani sigortalılık kapsamalarını ileride lehe olacak şekilde, Yargıtay 10. H.D’nin 2012 yılında verdiği emsal karar doğrultusunda düzenlemeleri, vatandaş lehinde çok büyük bir ekonomik fayda sağlayacaktır.

3- Türkiye Vatandaşlığından İzinle Çıkanların (mavi kartlıların) Durumu;

Bu durumdaki kişilerin Türkiye Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından emeklilik taleplerine olumsuz yanıt verilmektedir; ancak dava açılması haline Yargıtay kararları gereği yurt dışı borçlanması yapmak suretiyle emeklilik hakkı elde edebilmektedirler.

Tüm bu açıklamalar kapsamında, yurtdışında çalışan kişilerin, Türkiye’de emekli olmak istemeleri halinde, yukarıda anlatılan hususlara dikkate ederek ve gerektiğinde bu konuda uzmanlaşmış kişilerin yardımına başvurmak suretiyle emekli olmaları halinde oldukça avantajlı bir şekilde emeklilik haklarına kavuşabileceklerdir.

10. Hukuk Dairesi 2012/9969 E. , 2012/13423 K.

ÖZET: TÜRKİYE’DE HİÇBİR SOSYAL GÜVENLİK KURULUŞUNA TABİ ÇALIŞMASI BULUNMAYAN KİŞİLERİN, 3201 SAYILI YASAYA DAYALI BORÇLANMA SÜRELERİNİN 5510 SAYILI YASANIN 4/1-B KAPSAMINDA SİGORTALILIK SÜRESİ OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ YASAL BİR ZORUNLULUKTUR.

ANAYASAMIZIN 90/SON MADDESİ UYARINCA, TÜRK ALMAN SOSYAL GÜVENLİK SÖZLEŞMESİNDE, TÜRK SİGORTASINA GİRİŞTEN ÖNCE, ALMAN RANT SİGORTASINA GİRİLMİŞ BULUNMASI HALİNDE, ALMAN RANT SİGORTASINA GİRİŞ TARİHİNİN, TÜRK SİGORTASINA GİRİŞ TARİHİ OLARAK KABUL EDİLECEĞİ YÖNÜNDE AÇIK HÜKÜM BULUNMASINA RAĞMEN YURTDIŞINDA GEÇİRİLEN ÇALIŞMA SÜRELERİNİN, AKİT ÜLKE MEVZUATINA GÖRE SOSYAL GÜVENLİKLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ AŞAMASINDA HANGİ SİGORTALILIK NİTELİĞİNE GÖRE BORÇLANILABİLECEĞİ KONUSUNDA AÇIK VE ÖZEL BİR DÜZENLEME YER ALMAMAKTADIR. BU DURUMDA 3201 SAYILI YASA KAPSAMINDA YAPILAN BORÇLANMA İLE, 01.06.2009 TARİHİNDEN İTİBAREN BAĞLANAN YAŞLILIK AYLIĞININ, 5510 SAYILI YASANIN 4/1-B MADDESİ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 25.07.1972 olduğunun tespitini, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan borçlanmanın ve tahsis işlemlerinin 5510 sayılı Yasanın 4/I-a kapsamında olması gerektiğinin tespitini istemiştir.

Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin, yurtdışında çalışmağa başlanılan 25.07.1972 olduğunun tespiti ile, yurtiçi çalışması ve sigortalılık tescili bulunmayan davacının, 3201 sayılı Yasa kapsamında yaptığı borçlanma süresinin ve giderek 01.06.2009 tarihi itibarıyla bağlanan yaşlılık aylığının, 5510 sayılı Yasanın 4/I-a kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespiti istemlerine ilişkindir.

Mahkeme, davacının ilk sigortalılık başlangıcının Alman Rant Sigortasına giriş tarihi olan 25.07.1972 olduğunun tespitine ve 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan borçlanma ile, 01.06.2009 başlangıç tarihli tahsisin, 5510 sayılı Yasanın 4/I-a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespitine karar vererek, davayı kabul etmiştir.

1-Sigortalılık başlangıç tarihinin, yurtdışında çalışmağa başlanılan 25.07.1972 olduğunun tespitine dair, mahkeme kabulü; Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29/4. maddesi, keza yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmelerin kanun hükmünde olacağını ve uygulama önceliği bulunduğunu düzenleyen T.C. Anayasa’nın 90. madde hükümleri uyarınca yerindedir.

2- 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan borçlanma ile, tahsis işlemlerinin 5510 sayılı Yasanın 4/I-a maddesi kapsamında değerlendirilmesine yönelik mahkeme kabulüne gelince;

Yurtiçi çalışması bulunmayan davacı, 13.04.2009 günlü borçlanma başvurusuyla, Almanya’da geçen 25.07.1972-31.08.2008 tarihleri arası çalışmalarından, tahsise yetecek kadarı olan 31.08.1993-31.08.2008 tarihleri arası 5401 günlük hizmetini 3201 sayılı Yasayla ve 4/I-b kapsamında 18.05.2009 günlü ödemeyle borçlanmış; 25.05.2009 günlü tahsis başvurusu üzerine de, 01.06.2009 tarihinden itibaren, 5510 sayılı Yasanın 4/I-b kapsamında kendisine yaşlılık aylığı bağlanmıştır.

Davada uyuşmazlık, yurtiçi çalışması ve sigortalılık kaydı bulunmayan, 25.02.1972 tarihinden itibaren Almanya’da hizmet akdine dayalı olarak çalışan ve Almanya’da geçen çalışma sürelerini 3201 sayılı Yasaya göre ve 5510 sayılı Yasanın 4/I-b kapsamına borçlanmak 01.06.2009 tarihinden itibaren Bağ-Kur’dan yaşlılık aylığı bağlanan davacının; 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma süresinin ve dolayısıyla yaşlılık aylığının 5510 sayılı Yasanın 4/I-a kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkindir.

Uyuşmazlık tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Yasanın 79.maddesiyle değişik 3201 sayılı Yasanın 3. maddesi, “Bu Kanunun 1. maddesinde belirtilenler ile, yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa, Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa, en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.

Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma işlemleri aylık aldıkları sosyal güvenlik kuruluşunca yapılır” hükmünü içerirken;

Yine, aynı Yasayla 3201 sayılı Yasanın 5.maddesine 4.fıkra hükmü olarak eklenen ek fıkra ile de; “Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa, borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa, aynı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” Hükmü getirilmiştir.

Anılan 5754 sayılı Yasa ile, 3201 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ve getirilen ek düzenlemelere birlikte bakıldığında; başvurulacak kuruluşların belirlenmesinde, eski 3. maddede öngörülen değişik hallerden tümüyle vazgeçilmiş ve sadece; Türkiye’de sigortalılıkları varsa, borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa, aynı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği öngörülmüştür. Yasanın bu açık hükmü karşısında, artık borçlanılan sürelerin, mülga diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında bir sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi imkanı ortadan kalkmıştır. Yani, Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması bulunmayan kişilerin, 3201 sayılı Yasaya dayalı borçlanma sürelerinin 5510 sayılı Yasanın 4/I-b kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi yasal bir zorunluluk haline gelmiştir.

Öte yandan, Anayasamızın 90/son maddesi uyarınca, yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olduğu gibi, normlar hiyerarşisi yönünden, uluslararası sözleşme kurallarına; uygulamada, yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulanma önceliği haiz bulunmaktadır.

Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinde, Türk sigortasına girişinden önce, Alman rant sigortasına girilmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin, Türk Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği yönünde açık hüküm bulunurken; söz konusu Uluslararası sözleşmede, yurtdışında geçirilen çalışma sürelerinin, akit ülke mevzuatına göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi aşamasında, hangi sigortalılık niteliğine göre borçlanılabileceği konusunda açık ve özel bir düzenleme yer almamaktadır.

Bu durumda, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan borçlanma ile, 01.06.2009 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının, 5510 sayılı Yasanın 4/I-b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup; aksini öngören mahkeme kabulü yerinde değildir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

S o n u ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün (BOZULMASINA), 04.07.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Özal Hukuk Bürosu
Copyright © 2015
icon Ataturk Blv., Guneş Sit., B-Blok 17-1,
Konyaalti, Antalya, Turkey.
London:132-134 Lots Road SW10
0RJ Chelsea LONDON
icon Т. +90 242 229 97 21
T. +44 755 168 28 68
F. +90 242 229 97 51
telefon +90 541 229 97 21 (Eng, Tr)
+90 541 551 61 83 (Rus)
+90 532 60118 04 (Ger)