Rusya ile Kriz ve Turizm Sektöründe Uyarlama Davaları

RUSYA İLE KRİZ VE TURİZM SEKTÖRÜNDE UYARLAMA DAVALARI

Turizm gelir kalemlerinden en önemlilerinden biri de turiste mal ve hizmet satışından elde edilen gelirlerdir.Kuyum, deri, halı ve hediyelik eşya perakende; hamam- Spa işletmeciliği, su sporları ve araç kiralama da hizmet sektörüne ilişkin en çok gelir elde edilen iş kollarındandır.

Saydığımız iş kollarından elde edilen gelir kar marjı en yüksek olan ve bu kardan bir çok kimsenin (komisyon, ayak bastı, tip vs adlar altında) pay aldığı ve bu nedenle acenteden rehbere, incoming firmasından tur operatörüne kadar herkesin, kimi zaman masraflar düşürüldüğünde geriye kalan tek kar kalemidir. Öyle ki, bu yüzden sıfır kar ile paket tur satışı turizmde olağan bir uygulama halini almıştır.

Söz konusu iş kollarının mal ve hizmetlere ilişkin maliyetlerinden ziyade çoğu zaman sezon başında ödenen kiraları, işletmeler için en büyük maliyetini oluşturur. Oteller için ise bu kira bedelleri en önemli bir gelir kaynaklarındandır.

Bu işletmelerde satılan ürün ve hizmetler en çok alışveriş yapan turist grubuna hitap edecek şekilde düzenlenir ve çalışan personel de o turist grubunun diline ve kültürüne son derece hakim olan kimselerden seçilir. Çoğu zaman yabancı işçiler çalışma izni almak, lojman, ulaşım, yemek ihtiyaçları karşılanarak üzere istihdam edilir ve bu nedenle yabancı uyruklu bir çalışanın maliyeti normal bir çalışana göre kat be kat fazladır.

Ödedikleri kiralar ve çalışanlarının giderleri düşünüldüğünde, maliyetleri hayli yüksek olan turizm işletmecileri (Deri,Kuyum mağaza işletmeleri, Hamam SPA vs.), turizm sektöründe meydana gelen olağanüstü gelişmeler ve dalgalanmalar karşısında yine imzaladıkları sözleşmeler ile bağlı mı kalacaktır?

Sözleşme hukukunda egemen olan ve Türk Hukuk sisteminde de kabul edilen kural "sözleşmeye bağlılık" kuralıdır. Sözleşmeye bağlılık ilkesi genel kuraldır. Ancak bu genel ilke özel hukukun diğer ilkeleri ile sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığı zamanki taraflar arasındaki denge daha sonradan meydana gelen olağanüstü gelişmeler sebebiyle bozulmuş olabilir. Bu olağanüstü gelişmeler nedeniyle sözleşmeye bağlı kalmak bir taraf için katlanılmaz hale gelebilir. Olağanüstü sebepler savaş, artan terör olayları, ambargo, enflasyon, ekonomik kriz, para değerinin önemli ölçüde düşmesi gibi tarafların kendi kusurları olmaksızın meydana gelen gelişmelerdir.Bu gibi hallerde sözleşmeye bağlılık ile sözleşme adaleti birbiri ile yarışır ve artık sözleşmeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet,hakkaniyet ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturur.Bu gibi durumlarda Türk Hukuk sistemi, sözleşme taraflarına "uyarlama davası" açabilme hakkını, hakime de sözleşmeyi değişen koşullara göre uyarlama yetkisini tanımıştır. Buna göre savaş, ambargo, ekonomik kriz, artan terör olayları gibi sözleşme taraflarının kendi kusurları olmaksızın gerçekleşen olağanüstü gelişmeler karşısında ikame edilecek uyarlama davası ile sözleşme koşulları, sözleşmeye bağlı kalmak kendisi için katlanılmaz olan taraf lehine yeniden düzenlenir ve hakkaniyete uygun olarak sözleşme iyileştirilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Hukuk Daireleri'nin de sözleşmenin hak ve nesafet kuralları çerçevesinde uyarlanması için hakimin müdahalesinin istenebileceği yönünde pek çok kararları mevcuttur. Bunlara örnek olarak;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu "Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin olağanüstü değişmeler yüzünden alt-üst olması,borcun ifasını güçleştirmesi ve belki de imkansız hale gelmesi durumunda "işlem temelinin çökmesi " gündeme gelir.Bu gibi hallerde emprevizyon veya clausula rebus sic stantibus kuramı çerçevesinde kurulmuş olan bir sözleşmede değişikliklerin yapılması için hakimin sözleşmeye müdahalesi istenebilir."

Yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığımız üzere, savaş,terör,ekonomik kriz gibi olağanüstü gelişmeler nedeniyle sözleşmenin uyarlanması için uyarlama davası açılması ve hakimden sözleşmeye müdahale etmesini isteme yolu Türk Hukuk sistemimizde açıktır.

Hiç şüphesiz ki geçtiğimiz günlerde Rusya ile yaşanan uçak krizi ve akabinde turizme uygulanan ambargo, sektördeki tüm dengeleri alt-üst etmiş ve turizm işletmecilerini de hayli zora sokmuştur. Geçen yıl yaklaşık 4 milyon 400 bin Rus turistin Türkiye'yi ziyaret ettiği ve fakat Rusya'nın uçak krizinden sonra imzaladığı kararname ile Rus seyahat acentelerinin 1 Ocak 2016' dan itibaren Türkiye'ye yönelik tur satışlarını durduracak olması sebebiyle turizm sektöründe dalgalanmalar olacağı şüphesizdir. Türkiye ile Rusya arasında yaşanan ve savaşın eşiğine gelinen gelişmeler hiç kimsenin önceden öngörebileceği gelişmeler değildir.Tamamen Rus turist grubuna göre pozisyon almış; onların beğenilerine ve tercihlerine göre mal ve hizmet sunan, çalışanlarını Rusça bilen elamanlardan seçen işletmelerin yeniden başka bir Pazar müşterisine uyum sağlamaları hiç kolay olmayacaktır.Özellikle, Turizm Bakanlığı’nın ikame pazarlarına ilişkin çalışmaların hangi ülkeleri kapsadığı ve bu çalışmaların bir sonuca ulaşıp ulaşmayacağı belirsizliğini korurken özellikle kredi ve kira yükü altında işletmeler açısından borcun ifasının imkansız hale geldiğini tartışmaya gerek bile yoktur.

Tüm bu olumsuz gelişmeler, sözleşmelerini krizden önce imzalayan ve yeni sezona hazırlık yapan turizm işletmecilerinin imzaladıkları sözleşmelere bağlı kalmasını imkânsızlaştırdığından hukukun kendilerine tanıdıkları uyarlama davası ile bu zamana kadar karı paylaşan işletmecilerin bundan sonra külfeti de paylaşmalarının zamanı gelmiştir.

EKİM 2015

Özal Hukuk Bürosu
Copyright © 2015
icon Ataturk Blv., Guneş Sit., B-Blok 17-1,
Konyaalti, Antalya, Turkey.
London:132-134 Lots Road SW10
0RJ Chelsea LONDON
icon Т. +90 242 229 97 21
T. +44 755 168 28 68
F. +90 242 229 97 51
telefon +90 541 229 97 21 (Eng, Tr)
+90 541 551 61 83 (Rus)
+90 532 60118 04 (Ger)